Hata Halklarının İradesi
İnsan kronikleri birçok insan dışı halka felaketin 'hataları' der. Bu hakaret daha zor bir soruyu gizler: Bir varlık onu yaratan koşullar içinde seçim yapabiliyorsa, onun İradesi insan seçimi kadar gerçek değil midir?
Bir Hata Seçebilir mi?
'Hata', Aurelion'un en siyasal metafizik sözcüklerinden biridir. İnsan kronikleri onu başarısız sistemlerden, büyüsel kirlenmeden ve eski uygarlıkların artçı etkilerinden doğan halklar için kullanır: altın bozulmadan sıçan-halk, kırık makine mantığı ve tekrarlanan savaştan orklar, Doğanın İsyanından troller, değişmiş zaman ve hafızadan vampirler. Etiket bilimsel görünür ama toplumsal bir iş yapar. İnsanlığı amaçlanan biçim, herkesi de sapma gibi gösterir. Dünya İncili, Dionysos kırılmasından sonra doğan insanların yalnızca başka bir geç ve olağanüstü istikrarsız sapma olup olmadığını sorarak bu rahatlığı tekrar tekrar bozar.
Zorluk Aurelion'un kendi metafiziğiyle daha da keskinleşir. Özgür İrade yalnızca hareket ya da tercih değildir; dayatılmış İşlevden sapabilme yetisidir. Ruh, bu özgürlük gerçekten gerçekleştiğinde geriye kalan tortudur. Bu yüzden bazı teknik sınıflandırmalar birçok insan dışı halkı kısıtlı sayar: sıçan-halkı kolektif iştahla, orkları miras alınmış savaş döngüleriyle, trolleri bedensel açlıkla, vampirleri ödünç hafıza ve ikame edilmiş zamanla. Bu tablolar yararlıdır ama son söz değildir. Kaynağın başka yerlerinde aynı halklara, metafizik bir defterdeki sıfıra temizce sığmayan ahlaki ve kültürel seçimler bilinçli biçimde verilir.
Sıçan-halk, bireysel arzunun ortak açlık tarafından yutulduğu dağıtık bir zihin olarak da okunabilir; kolektif İradesi insan kalabalığınınkinden daha az gerçek olmayan bir toplum olarak da. Orklar şiddeti miras alır ama onu dizginleyecek kadar güçlü görev ve onur kodları kurar. Troll varoluşu acımasızca dardır ama maddi dünyanın parçası kalmaya yönelik inatçı bir kararı cisimleştirir. Vampirler hangi hafızaları koruyup hangilerini çalacaklarını seçme etrafında bir uygarlık kurar. Her örnek, özgürlüğün özgürlük sayılabilmesi için insan bireyciliğine benzemek zorunda olup olmadığını sorar.
Tartışma önemlidir, çünkü sınıflandırma politikaya dönüşür. Bir 'hata'nın İradesi yoksa yok etme onarım, köleleştirme kontrol altına alma, zorlanmış İşlev merhamet diye anlatılabilir. Bir hata seçebiliyorsa insan uygarlığının bütün ahlaki dili kuşkulu hâle gelir. Aurelion meseleyi temiz biçimde çözmez. Birbiriyle bağdaşmayan iki kaydı yan yana koyar: Döngünün sert sınıflandırması ve onu aşabiliyormuş gibi davranan halkların yaşanmış kanıtları. Gerilim kasıtlıdır. Soru dünyada hataların olup olmadığı değildir. Soru, bir hatanın kendisini yaratan şey olarak kalmayı reddederek kişi hâline gelip gelemeyeceğidir.